Dünyanın merkezine yolculuk, İzlanda ve Jules Verne 2
Dünyanın merkezine yolculuk, İzlanda ve Jules Verne 2
Ne mi yapıyorum? Çocukluk hayallerimi gerçekleştiriyorum. Yaşadıklarımı ve yaptıklarımı anlatsamda hiç bir zaman tam olarak ne hissettiğimi yazamayacağım. Bu zor çok zor. Doğmakla başlıyor her insanın yolculuğu. Çoğumuz toplumun bize dayattığı hayatı yaşamak zorunda bırakılıyoruz. Oku, meslek sahibi olup evlen, çoluk çocuğa karış, köle gibi çalış, borcu içine gir ev ve araba al, çocuklarını büyüt, evlendir, torun sahibi ol, emekliye ayrıl ve ölümün omuzlarına usulca oturmasını bekle. Ne kadar sıkıcı, tek düze ve boktan. Aslında bu sıkıcı çarkın içinde çürüyüp giderken de ara sıra çarkın dışına çıkmak mümkün. Çarkın dışına çıkarak çürümeyi biraz daha geçiktirmek sizin elinizde. Yani kardeşim lüks bir evin ve eşyaların olmasın bırak araban senin ayaklarını yerden kesmeye ve ihtiyacını görmeye yetsin. Başkasına hava atma derdine düşerek ömrünü heba etme. Her ne kadar yazarsak yazalım bu tip ağır vakaların değişmesi mümkün değil. Ama yinede birileri bu yazıları okurda içinde bulunduğu hayata isyan eder ve çemberin dışına çıkmayı dener. Neden olmasın. İnsanların cesarete ihtiyacı var. Belki bu yazılarım kimilerine cesaret verir. İçindeki cevheri keşfetmeye mecburdur her insan.
2009 yılında Almanya'ya yerleştim. Almanya'ya yerleşmem hayallerime ulaşmamda büyük imkanlar sundu. Zamanla masallara ve sevdiğim insanların yaşadıkları kentlere doğru bir yolculuk yapma fikri oluştu kafamda. Bisikletle ilk yolculuğumu Viyana'a Mozart'a yaptım. Mozart'ın yaşadığı şehirlerde izini sürerek kaldığı evleri gezerek gerçek mezarına kadar gidip buldum. Sonra bir başka yolculuğumu yine bisiklet ile Almanya'dan Paris'eydi. Bu yolculuğumda kimler yoktu ki. Victor Hugo'dan tutun, Ediht Piaf'a, Ahmet kaya'dan, Yılmaz Güney'e kadar çok fazla ismin izini sürdüm. Ama en önemlisi La Fontaine'nin doğduğu Chateau Thierry kasabasına gitmek, La Fontaine'nin koşup oynadığı şehirde var olmaktı. Beni çok mutlu eden olaylar bunlar. La Fontaine, Ezop kadar sevdiğim bir yazardır. Çocukluk kahramanlarıma ulaşarak ve bana harika bir dünya bıraktıkları için teşekkür ediyorum hepsine. Bununla yetinmedim. 5 yaşındaki oğlumu bisikletin arkasına atıp yine Almanya'dan İşviçre'nin Vevey şehrinde gömülü olan siyah beyaz sessiz sinemanın dahi adamı Charlie Chaplin'e ziyarete gittik. Oğlum takma ismidir Chaplin'dir. Hikayesini anlatarım bir ara. Bremen mızıkacılarının şehri Bremen, fareli köyün kavalcısının şehri Hamm şehrini gezdim. Hayatımda birde Andersen'in ayrı bir yeri vardır. Ve biz bir gün yine ailem ile Andersen'ın doğduğu kasabaya gittik. İnanabiliyor musun hayal gibi. Hatta hayalden öte imkansız bir şey bu. Ama ben istedim ve başardım. Danimarka'nın Odensee kasabasındaki Andersen'ın doğduğu evi gezdik oğlumla ve onun yaşadığı şehri keşfettik. Sonrasında hayatını devam ettirdiği Kopenhang şehrinde de kaldığı yerleri gezdik. Masallar ve yaratıcıları benim için çok önemlidir. Çocuklarınızı masalsız bırakmayın. Masalsız büyütmeyin dünyanın en sevimli bireylerini. Biz hergün masallar okuyoruz oğlumla. Masalların gizemli dünyasını seviyoruz. Bu sevgi çok fazla bizde. Daha bu yaz Ağustos 2017'de izlemekten ve okumaktan çok zevk aldığımız tahta kuklanın yaratıcısının mezarına gittik oğlumla. Kim bu tahta kukla? İyi kalpli bir erkek çocuğu olmayı hayal eden Pinokyo. Evet pinokyonun yazarı Carlo Collodi'nin Floransa'da bulunan mezarını ziyaret ettik. Teşekkür ettik Collodi'ye bize böylesine bir kahraman bıraktığı için. Yaşadığım sürece bu yolcuklarım hiç bitmeyecek. Oğlumda bende mutluyuz.
Şimdi Dünyanın merkezine doğru yolculuğa çıkıyorum. Aklınız karıştı değil mi? Neresi dünyanın merkezi. Böyle bir yer varmı? JulesVerne'in Dünyanın Merkezine Yolculuk romanına göre dünyanın merkezi İzlanda'nın batısında bulunan Snefells yanardağı. Kitabı okudunuz bilmiyorum ama size kısaca hikayeyi anlatmak istiyorum. Hikayenin kahramanı Axel Lindenbrock ve amcası Profesör Otto Lindenbrock Hamburg şehrinde küçük bir evde yaşamaktadır. Axel'in babası yıllar evvel kaybolmuştur. Prof. Otto Jeologdur. Bir gün abisinden kalma şifreli bir belge bulurlar. Fakat bilmedikleri bir dilde yazılan bu şifreyi çözemezler. Axel bir müddet sonra şifrede bir ismin yazdığını fark eder. Şifrede Arne Saknussemm yazmaktadır. Ayrıca Saknussemm 16 yüzyılda İzlanda da yaşamış bir bilim adamıdır. Ve ona göre İzlanda'nın batısında bulunan Sneffells yanardağından dünyanın merkezine inildiğini okur. Axel babasının bu dağa gittiğine inanır ve amcası Otto ile onu aramak için İzlanda'ya gider. İzlanda'da avcılık ve rehberlik yapan Hans Bjelke ile Sneffells yanardağına giderler. Yaklaşan fırtına sonrasında geriye dönemezler. Yanardağın içine girerler ve kaybolurlar. Çeşitli maceralar yaşadıktan sonra rehberleri Hans, Axel'in babasının cesedini bulur. Onu dağın içinde bulunan bir yeraltı denizinin kumsalına gömerler. Babasının notlarından bulundukları mağaranın etrafının mağma ile çevrili olduğu ve belli zamanlarda sıcaklığın artarak var olan her şeyi yaktığı yazmaktadır. Kaçmaktan başka bir careleri kalmaz. Bu yanardağ mağarasından kultulmanın tek yolu bir kaynaç (Gayzer) bulmak ve onun yardımıyla yeryüzüne çıkabilmektir. Axel'in babası kaynaç'ın yer altı denizinin diğer tarafında olduğunu not etmiştir. (Gayzer, Geysir, Kaynaç yer altı sularının magmaya yakın bir yerden geçmesi veya magma ile temas etmesi sonrasında basınçla bulduğu bir kaynarcadan yer yüzüne suyun fışkırdığı deliklere deniliyor.) Geç olmadan ağaç dallarından sal yapıp gölü geçmeye başlarlar. Gölde değişik canavarlar yaşamaktadır. Çeşitli maceralar yaşarlar. Et yiyen dev bitkiler, canavar balıklar, dinozorlar, soyu tükenmiş hayvanlar... Verne'nin olağanüstü hayal gücü romana yansımıştır. Soluksuz bir maceraya dönüşür kitap. Çıkan bir fırtınada salın perdesini tutuğu için rüzgar Axel'i havalandırır ve Axel kaybolur. Otto bu duruma çok üzülür ama onun sağ salim kaynaç'a ulaşacağını bilir. Bir kaç gün sonra yaralı bir şekilde Axel'i bir dinazorun saldırısından kurtarırlar. Buldukları bir dinazor kafatasını tekne yaparak yeraltı ırmağından kaynaç'ın yer yüzüne çıktığı yöne doğru giderler. Yanardağ hareketlenmiş ve ısısı artmıştır. Ve kaynaç patlar. Kahramanlarımız fışkıran su ile yer yüzüne çıkarlar. Yeryüzüne çıktıkları yer ise Sicilya adasının yakınında bulunan Stromboli yanardağıdır. Güzel bir bilim kurgudur. Verne bu kitabı 1864 yılında yazmıştır. Bir kaç kere filmede çekilmiştir. Filmde yeryüzüne çıktıkları dağı Vesüv olarak verilmektedirler. Türkçe tercümesi öyledir. Gerçeği Stromboli'dir. Çoçuklarınıza ve içinizdeki çocuğa oku(t)manız gereken bir romandır.
Biraz konu dışı olacak ama Jules Verne'nin İnatçı Keraba diye bir romanı daha var. Jule Verne hayranı olan bir Fransız bu romanda yer alan yerleri gezerek bir belgesel çekmiş. Bir zamanlar rastgele Alman kanalında bu belgeseli seyrettim. Konusu İstanbul'da başlıyor bu romanın. 1883 yılında yazılmış bir roman. 2 Mahmut zamanında Osmanlı topraklarında geçen bir gezi romanıdır. İstanbulda yaşayan tütün tüccarı Keraban'ın macerası anlatılır. O yıllara ait İstanbul tasvirleri ve karadeniz çevresindeki Osmanlı topraklarının tasvirleri vardır. Konusuda ilginçtir. Hollandlı tütün tüccarı Van Mitten uşağı Bruno ile bir ramazan günü İstanbul'a gelir. Hava sıcaktır, halk oruçludur. İstanbul terk edilmiş bir şehir görünümündedir. Keraban ile buluşurlar. Keraban dostlarını Üsküdar'da bulunan villasına yemeğe davet eder. Fakat ortada büyük ciddi bir sorun vardır. 2 Mahmut boğazdan karşıdan karşıya geçen tekneler için 10 paralık bir vergi koymuştur. İnatçı Keraban bu vergiyi vermek istemez. Bunun üzerine Üsküdar'a boğazdan tekneyle değil, Trakyadan, Bulgaristan, Romanya, Ukrayna Odessa, Kırım, Rusya, Gürcistan ve doğu Karadeniz üzerinden Üsküdar'a ulaşırlar. At arabası ile yaptıkları bu gezileri bir ay sürer. Avrupa yakasından Üsküdara gitmek için Karadenizi komple dolaşırlar. Gezdikleri şehirleri ayrıntısıyla anlatır kitabında. İnatçı Keraban Genç Türklerin yönettiği hükümete karşıdır. Genç Türkler fes takarken İnatçı Keraban inatla eski Türkler gibi türban takmaya devam eder. Jules Verne'nin İstanbul'a hiç gelmediği bilinir. Ama bu kitabında o kadar güzel anlatır ki İstanbul'u halen gelip gelmediği konusunda kafalar karışıktır. Hatta Osmalıların evlerinde bulunduğu eşyalarından tutun günlük yaşamlarına kadar herşey detaylıca anlatılır kitapta. Çok bilinen kitaplarının yanı sıra bu kitabınıda okumanızı tavsiye ederim.
Jules Verne'ye şimdi daha yakınım. İzlanda'da Snesffells yanardağındayım. Bulduğu bir delikten yanaradağın kalbine balıklama atlayacağım. Kim bilir belki bende Axel ve amcası Otto gibi Stromboliden çıkarım yeryüzüne. Ne derseniz....
28 Mart 2018 Heidelberg





Yorumlar
Yorum Gönder