Dünyanın Merkezine Yolculuk, İzlanda ve Jules Verne 1

Dünyanın merkezine yolculuk, İzlanda ve Jules Verne 1
Meraklı bir çocuktum egenin küçük bir köyünde. Daha o yaşlarda dünyayı merak etmeye başladım. Neye benziyordu dünya. Anamın yaptığı yağlı pide veya salça sürüp yediğim bir dilim köy ekmeği kadar tatlı mıydı acaba. Dünya yaşadığım köye benziyor muydu? Köyümden kaç kat büyüktü dünya. Ben köyümü koşarak yarım saatte gezebilirdim. Peki dünyayı koşarak kaç saatte gezebilirdim. Hayal gücüm yaşadığım köyden büyüktü. Ve daha o küçük yaşlarda dünyayı görme isteği oluştu içimde. Bu isteğim hiç körelmedi aksine büyükdükçe benle birlikte büyüdü. Beni bu kadar yol sevdalısı yapanlar ise kitaplardır. Kitapları okudukça kitapların içindeki dünyanın peşine düştüm.
Küçükken masallara karşı ayrı bir ilgim vardı. Halen var, bu alışkanlığım hiç kaybolmadı. Fantastik hikayelerin gizeminde kaybolurdum çocukken. Televizyon lükstü. Veya bizim iyi bir televizyonumuz olmadı hiç bir zaman. Televizyon kanalımız daha iyi çeksin diye antene eski metal tencere kapağı takardım o yıllarda. Ama ne hikmetse yunan kanalları daha net izlenirdi bizim evden. Yunancaya aşinalığım bu yüzden. Bu yüzden yunanca şarkılara olan sevgim. Çocukluk alışkanlıkları terk edilmiyor kolay kolay.
Ağır bir kekemeydim çocukken. Hayvan gücüyle yol alan kağnılar gibi ağır... Dışlanan ve bu nedenle kendimi garip hisseden bir çocuktum. Aklı kaçık bir komşumuzun bana 'marazlı' demesini hiç unutamam. Yani hastalıklı anlamına geliyor marazlı. Aklı kaçık bir kadındı o tüm giysilerini giydikten sonra üzerine sütyenini giyerdi. O şekilde dolaşırdı sokakta. Masal kahramanı gibiydi. Kekemeydim bu nedenle birinci sınıfta Elif öğretmenim 'seni sınıfta bırakıyorum nedenini yıllar sonra anlayacaksın' diyerek beni sınıfta bıraktı. Çift dikişle bitirdim birinci sınıfı. Elif öğretmenim ile yollarımız 3 sınıfta tekrar kesişti. Bir gün Türkçe dersinde sıra arkadaşıma okuması için bir okuma parçası vermişti. Benim kekemeliğimi bildiği için bana okumam için hiç söz hakkı vermezdi. Kendimi kötü hissetmemem içindi bu. Arkadaşım kötü okuyunca Elif öğretmenim okumasını son verdi. Ve başladı sınıfa nasihat vermeye. Sınıfa nasihat veriyordu ama Elif öğretmenimin hedefinde ben vardım. Ne zaman başımı kaldırıp ona baksam hep gözlerimiz keşişti. Elif öğretmenim kitap okumanın faydalarından bahsetti ders saati boyunca. Kitap okumanın bizleri geliştireceğini, bambaşka hayatlar ve ülkeleri tanıyacağımızı anlattı. Dünyamızın ve ufkumuzun genişleyeceğini, konuşmamızın düzeleceğini, yaşanan olayları daha rahat anlayabileceğimizi ve doğruları daha kolay bulabileceğimizden bahsetti. Kitap okumakla iyi bir insan olmanın mümkün olduğunu belirtti. O an farkına varmayabilirdim. Ama ben farkına vardım. Elif öğretmenim hayallerime ulaşmanın yolunu göstermişti bana. Kitap okumalıydım.
Tamam da kitabı nasıl alacağım. Köydesin, okuma yazma bilmeyen çiftçi bir ailenin çocuğusun ve üstelik para da yok. Önce okulumuzun her sınıfında bulunan kitaplık köşesindeki kitaplardan başladım. Sonra çikolata yerine Kitap almasını istedim annemden. Düşünebiliyor musunuz çikolatayı kitaplara değişebilen bir çocuktum ben. Okumak ve daha çok okumak istiyordum. Çünkü dünyayı keşfetmeliydim. Kitapların içinde dünyayı sevmiştim. Köyümüzün sahilinde bulunan ve zenginlerin kaldığı Artur tatil köyünün çöplüğünü keşfettim sonra. Bu çöplükte bir sürü kitap buldum. Çöplükte geçimini gazete toplayarak kazanan yaşlı bir amca vardı. Benim kitaplara düşkünlüğümü bilirdi. Bulduğu kitapları benim için biriktirir ve ben çöplüğe gittiğimde kitapları bana verirdi. Çok mutlu olurdum çok. Kitapları satarak para kazanmak varken o kitapları bir çocuğa vererek mutlu olmasını sağlayan o çöpçü güzel insanı nasıl unutulabilirim. O çöplük bana dünyanın kapısını açtı. Bulduğum tüm masal kitaplarını okudum. Okumakla kalmaz adeta birebir yaşardım kitap sayfalarının arasında ki maceraları. Bu çöplükte bulduğum kitaplardandır Jule Verne kitapları. 80 Günde Devri Alem, İki Yıl Okul Tatili, Dünyanın Merkezine Yolculuk. Daha sonraki yıllarda Esrarlı Ada, Dünyanın Ucundaki Fener, Denizler Altında Yirmi Bin Fersah ve İnatçı Keraban'ı da okudum. İçimdeki çocuğun çocuk kalışını bu kitaplara borçluyum. Bu kitapları okuduğum yıllarda dünyayı keşfetmem gerektiğine ve bunu yapabileceğime inandım. Jules Verne bunu başardığına göre ben de başarmalıydım. Önce bir kaç arkadaşımla denize keşfettim. Ara sıra kaçar giderdik egeye. Ege hep maviydi ve bazen dalgalanır ve biz korkardık. Sonra dağları, tepeleri ve komşu köyleri keşfettim. Yıllar geçti, aynalar o dünyayı keşfetme meraklı küçük çocuk yerine göbekli, kır saçlı bir adamı gösteriyor şimdi. Herşeyi hayal ederdim de, birgün büyüyüp göbekli ve kır saçlı bir adam olacağımı hiç hesaba katmamıştım. Beni takip edenler masallara yolculuklar yaptığımı bilecektir. Küçükken hayatıma yön veren kitaplara, yazarlara doğru bitmek bilmeyen yolculuklar... Yukarda ki başlıktan da anlaşılacağı gibi bu kez Jules Verne'nin Dünyanın Merkezi Yolculuk kitabına yolculuğum. Ama önce Jules Verne'yi biraz tanıyalım.
Bana göre en önemli gezgincilerden biridir Jules Verne. Dünyada Agatha Christie'den sonra yabancı dile çevrilen ikinci yazar üstelik. Ne büyük bir başarı. William Shakespeare bile ondan sonra geliyor. 1828 Şubat'ının soğuğunda Fransa'nın Nantes şehrinde dünyaya gelmiştir Jules. Daha küçük yaşlarda yaşadığı kasabadan akan nehirde gezen gemileri izleyerek geçirir çocukluğunu. O gemilerdir Jules Verne'de gezginciliği körükleyen ateş. Ve 12 yaşındayken teknelerin birinde tayfa olmak için evden kaçar. Babası son anda yakalar küçük Jules'i. Ve kulağını çekerek öfkeli bir ses tonuyla 'artık sadece hayallerinde seyahat edeceksin' der. Bu konuda söz alır babası. Jules Verne babasına verdiği sözü tutmaz. O yine yüreğinin isteği yerlere yani hayallerinin peşinden koşar. Gençlik yıllarında hikaye ve şiirler yazmaya başlar. Paris'e hukuk eğitimi almaya gider ve bitirir okulunu. Fakat baba mesleği avukatlığı yapmaz. O edebiyata aşıktır. İlgilendiği ilginç konular sayesinde Fransa'da bilim kurgunun babası olacaktır. Viktor Hugo gibi Fransa'nın tanıdık edebiyatçılarıyla dostluklar kurar. Babası edebiyata yönelen Jules'e maddi desteğini keser. Jules buna aldırış etmez. İnandığı yolda emin adımlarla yürümeyi tercih eder. Jules Verne bir gemi ile dünyayı dolaşmış olan seyyah ve yazar olan Jacgues Arago ile dost olduktan sonra hayatı değişir. Aragos dan etkilenerek başka yerler, ülkeler hakkında yazılar yazmasına neden olur.
Jules Verne'nin Çocukluk hayalleri 1859 gerçekleşir. İngiltere'yi ve adalarını gezer. Ardından İskandinavya ülkelerini gezmeye çıkar. 1861 yılında Amerikaya gider ve bu yolculuğu Denizler Altında Yirmi Bin Fersah'ın konusu olur. 1872'de hayalini kurduğu yelkenliyi satın alır ve oğlunun ismini bu tekneye verir St. Micheal. 12 yaşında babasının engel olduğu gemi tayfalığını bu kez kendi yelkenlisinin kaptanı olarak yapmaya başlar. Bitmek bilmeyen bir yolculuğa çıkar. İngiltere, Manş adaları, Lizbon, Fas, Cebelitarık, Hollanda, Danimarka, Almanya, Cezayir Malta ve İtalya seyahatlerine yapar. Çocukluk hayalini bir bir gerçekleştirir. 1886 yılında evine döndüğünde akıl sağlığı yerinden olmayan yeğeni tarafından vurulur. Ölümden kurtulmuştur ama yaşamı boyunca baston kullanmak zorunda kalır. Yakalandığı şeker hastalığı ilerler ve kısmi körlük yaşamaya başlar. Maceraperest Jules Verne 1905'de bu dünyaya veda eder. Hepimizde merak konusu olan diğer dünyaya doğru bir seyahate çıkar. Kitaplarını bulup okuyun. Çoğu kitabı filme de çekilmiştir bulup izleyin. Sahi nerden çıktı Jules Verne. Yapacağım gezimle yakından ilgisi olduğu için anlattım size. Jules Verne'nin Dünyanın Merkezine Yolculuk kitabında dünyanın merkezine inileceği varsayılan ve İzlanda da bulunan Sneffells yanardağına gidiyorum. İzlanda beni bekliyor. Dünyanın Merkezi beni çağırıyor. Egeli küçük çocuğun bir hayali daha gerçekleşiyor.
28 Mart 2018 Heidelberg





















Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Dünyanın merkezine yolculuk, İzlanda ve Jules Verne 2